Göz Polikliniği


Özel Düzce Göz Tıp Merkezimizimizde göz alanında kapsamlı poliklinik ve ameliyat hizmetleri verilmektedir.

Detaylı bilgi için 0380 524 50 54 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.

Göz Polikliniğimizde
Sunulan Hizmetler

Lazer, ışığın belli basamaklardan geçirilerek birçok tedavi işleminde kullanılan şeklidir. Kesmek, yakmak, parçalamak gibi işlemlerde kullanılır. Gözün en ön kısmından ve en arkadaki sinire kadar her basamağında kullanılır.

Göz tedavisinde lazer teknolojisinin aktif olarak kullanılmaya başlanmasıyla devrim niteliğinde gelişmeler gerçekleşmiştir.

Lazer tedavi ile diyabetik retinopati, katarakt, katarakt sonrası, glokom ve gözlükten kurtulma ameliyatları başarılı bir şekilde yapılabilmektedir.

Normalde 40 yaş öncesi herkes uzak ve yakını gözlüksüz görür. Eğer görme problemi varsa ya uzağı görememe (miyop) ya da hem uzak hem yakını görememe şeklinde (hipermetrop) ortaya çıkar. Hem miyop hem de hipermetrobun “astigmat” dediğimiz, şeklin düzensiz görülmesine neden olan kusurları da vardır.

Kırklı yaşlardan önce kullanılan gözlükler hem uzak hem de yakını görmeyi sağlar. Bu yaştan sonra “presbiyopi” denilen yakını görememe problemi başlar. Miyop olanlar diğerlerinden farklı olarak kırk yaşından sonra da yakını gözlüksüz görebilirler.

Kendiliğinden (idiyopatik - yapısal) ortaya çıkabildiği gibi çeşitli hastalıklar veya bazı ilaç kullanımlarından sonra da oluşabilmektedir. Başlangıçta hastanın fark edebileceği belli bir şikâyet oluşmadığı için teşhis koymak gecikebilmektedir. Özellikle 40 yaş sonrası muayenelerde mutlaka göz tansiyonu ölçülür.

Teşhis tansiyon ölçümü ile koyulur. Tedavisi olan bir hastalıktır. Tedavi altında olan hastalarda genellikle gözde bir problem oluşturmaz. Düzensiz tedavi olanlar ya da tedavi olmayanlarda ilerleyici bir hasar oluşur. Tedavi olmayan hastalarda hastalık ilerler ve sonunda körlük oluşur. Erken tedavi olan ve tedavi yapılan hastalarda hastalık kontrol altında olacağından problem oluşmadan yaşamlarına devam ederler.

Gözün tabakalarından biri olan uvea'nın iltihaplanmasıdır. Ön, arka ya da bütün uvea'nın iltihaplanması şeklinde olabilir. Daha çok ön üveit şeklinde karşımıza çıkar.

Bulanık görme gözde kızarıklık ve ağrı şeklinde başlar. Bazen göz tansiyonuna sebep olabilir. Tedavisi olan bir hastalıktır. Kronik bir hastalık olduğu için zaman zaman tekrarlayabilir. Romatizmal hastalığı veya bağışıklık sistemi bozukluğu olanlarda daha sık görülür.

Tedavisi mutlaka göz hekimi tarafından yapılır ve takip altına alınır.

Gözün çeşitli tabakalarında biri ya da bir kısmını tutan mikroplar tarafından oluşturulan iltihaplı bir durumdur. İltihaplanma bakteri, virüs, mantar veya parazitler tarafından oluşabilir. Genellikle tedavi ile hastalık iyileşir.

Göz enfeksiyonu tedavilerinde doktor kontrolü şarttır. Enfeksiyon tamamen bitene kadar ve göz mikroplardan temizlenene kadar ilaç tedavisine devam etmek gerekir.

Şaşılık, İki gözün aynı yöne bakarken paralel olmayışıdır. Bir ya da daha fazla adalenin çeşitli nedenlerle koordinasyon sağlayamadığı durumlarda ortaya çıkar. Kaymalar farklı yönlere doğru olabilir. Bebek ve çocuklarda yüksek dereceli gözlük ihtiyacı da kayma yapabilmektedir. Gözlük ihtiyacına bağlı kaymalarda gözlük takılınca kayma düzelir. Diğer kaymalarda tedavi cerrahidir.

Göz adalelerindeki probleme bağlı kaymalarda cerrahi tedavi iyi sonuç verir. Göz sinirlerine bağlı kaymalarda ameliyat kısmen başarılı olur.

Şaşılıkta en önemli problem göz tembelliğidir. Bu yüzden hastalara göre değişmekle birlikte, cerrahi tedavi bir an önce yapılmalıdır. Kayan göz tembel kalacağı için erken yapılan ameliyatlar tembelliğin de düzeltilir. Sekiz on yaşlarından sonraki kayma düzeltileceği ameliyatlar sadece şaşılığı düzeltir tembelliği düzeltmez. Tembellik gözlük takmaya rağmen bir (bazen) iki gözün görmesinin az olması demektir. Tembelliğin düzeltilebilmesi için öncelikle kayma varsa kaymanın düzeltilmesi ve gözlük ihtiyacı varsa gözlük takılması gerekmektedir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı o kadar iyi olur.

Gözün her iki kapağının iç kısmından başlayan burun kökünde keseleşen daha sonra genzimize akan bir gözyaşı kanalımız mevcuttur. Genellikle doğumdan itibaren açılır. Gözümüzü yıkayan gözyaşımız bu kanal yardımıyla genzimize akar. Bazı bebeklerde bu kanal tıkalı veya dar olduğu için göz sulanır veya çapaklanma yapar. Bir yaşa kadar ilaç tedavisi ve masaj yardımıyla açılır. Açılamayanlar sonda tatbiki dediğimiz bir yöntemle ikinci yaşın içinde açılır. Burada esas önemli olan masaj doğru şekilde ve gerekli sürede yapılmasıdır.

İleri yaşlarda gözyaşı kanalımız çeşitli nedenlerle tıkanabilir. Bu tıkanıklıklar ameliyatla açılır. Dakriyosistorinostomi (DSR) adını alan bir yöntemle bu kanal açılır. Ameliyatlarda genellikle silikon tüp uygulaması yapılmaktadır.

Retina gözün en içteki tabakasıdır. Görmeyi sağlayan sinirler “soğan zarı” gibi en iç kısmı tamamıyla yayılarak doldurur. Retina üzerinde bir ağaç yaprağı gibi damarlar yayılır. Bu damarlar sayesinde beslenir. Diyabet bütün vücutta olduğu gibi retinadaki damarları da bozar. Bozulan damarlar zaman içinde sızıntı yaparak retinayı bozar. Bozulan retina görevini yapmakta zorlanır ve görme azalmaya başlar. Tedavi yapılmazsa en sonunda körlük oluşur. Hem diyabet kontrolü hem de göz kontrolü çok önemlidir. Her iki kontrolü düzenli yaptıranlarda diyabetik retinopati oluşmaz ya da hafif düzeyde seyreder. Düzenli takip ve zamanında gerekli tedaviler yapılırsa körlük nadir karşımıza çıkar. Tedavi olan hastalar genellikle görme seviyelerini korurlar. Bunun için göz takibi çok önemlidir. Gerektiği zaman lazer tedavileri veya göz içine ilaç verilmesiyle ileri seviyedeki retinopati kontrol altına alınır.

Hem diyabet kontrolü hem de göz kontrolü çok önemlidir. Her iki kontrolü düzenli olarak yaptıran bireylerde "diyabetik retinopati" oluşmaz ya da hafif düzeyde seyreder. Düzenli takip ve zamanında gerekli tedaviler yapılırsa körlük nadir karşımıza çıkar. Tedavi olan hastalar genellikle görme seviyelerini korurlar. Bunun için göz takibi çok önemlidir. Gerektiği zaman lazer tedavileri veya göz içine ilaç verilmesiyle ileri seviyedeki retinopati kontrol altına alınır.

Göz sinirinin görme fonksiyonlarını değerlendirilmesidir. Glokom veya diğer adıyla göz tansiyonunu takip ederken kullanılan en değerli tetkiktir.

Görme alanı testi, göz sinirleri hakkında bilgi verdiği için beynimizin bazı bölgelerinin değerlendirilmesinde kullanılır.

Gözlük yerine kullanılabilen gözün en ön kısmı olan kornea üzerine şapka gibi yerleştirilen ve gözlüksüz görebilmeyi sağlayan materyaldir.

Kontakt lens çeiştleri;
- Günlük
- Aylık
- Uzak - yakın bir arada
- Astigmatlı
- Pediatrik
- Gece kalabilen
- Yüksek numaralı
- Uzun süreli

Recep Sakallı Göz Doktoru

Opr. Dr. RECEP SAKALLI

Göz Hastalıkları

Hasan Gültekin Göz Doktoru

Opr. Dr. HASAN GÜLTEKİN

Göz Hastalıkları

Şerif Komar Göz Doktoru

Opr. Dr. ŞERİF KOMAR

Göz Hastalıkları

Opr. Dr. ÜLKER ERKAN

Göz Hastalıkları


GÖZ HASTALIKLARI TEDAVİ VE AMELİYATLAR

1.KATARAKT

Katarakt Nedir?

Katarakt gözün içinde bulunan doğal merceğin saydamlığını kaybetmesi ve buna bağlı olarak görmenin azalması ile sonuçlanan bir göz rahatsızlığıdır. %90 ilerleyen yaşa bağlı olarak ortaya çıkar. Ama bebekler dahil her yaş grubunda görülebilir. Dışarıdan gelen ışık ve görüntülerin görme merkezine net olarak ulaşabilmesi için, önce gözün en dış saydam tabakası olan korneada, sonra gözün içindeki lens tabakasında kırılması gerekir. Normal şartlarda bu iki tabaka da saydam yapıdadır.Saydamlığını kaybeder lens opaklaşır, rengi değişir buzlu cam gibi olur ve hastanın görmesi giderek düşer. Katarakt göz içindeki lensin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm alması durumudur. Dünyada tedavi edilebilen körlük nedenlerinin başında gelmektedir.

Kataraktın Nedenleri Nelerdir?

Bilinen bir sebebi olmamakla birlikte beslenme, ultraviyole ışınları gibi birçok risk faktörü bulunmaktadır. Lensin opaklaşmasının durumuna göre hastalar önceleri uzak ya da yakın görme bozukluğundan şikayet ederler.
Kataraktın en önemli nedeni yaşlılıktır. Yaşlılık dışında, travma, diğer bazı göz cerrahileri sonrası, bazı ilaçlar ve diabet katarakta yol açtığı gibi uveit, göz tansiyonu gibi göz hastalıklarında da ikincil olarak gelişebilir. C vitamini eksikliği ve ultraviole ışınlarına maruz kalmak gibi etkenlerde katarakt gelişimini hızlandırır.
Bebeklik ve çocukluk çağında da katarakt görülebilir. Doğumsal kataraktlarda en önemli etken annenin hamilelikte geçirdiği kızamıkçık gibi enfeksiyonlardır

Kataraktın Belirtileri Nelerdir?

•Görmede yavaş yavaş azalma
•Işığa hassasiyet, kamaşma
•Çift görme
•Okuma zorluğu
•Gece görüşün bozulması
•Renklerde soluklaşma veya sararma
•Kişinin görme şikayeti ortaya çıktığı zaman ameliyat yapılır. Beklemeye gerek yoktur.
•Beklemek cerrahiyi zorlaştırır.

Kataraktın Tedavisi:

Kataraktın ilaçla tedavisi yoktur. Tek tedavisi cerrahidir. Ameliyatla saydamlığını kaybeden opaklaşmış lens alınarak hastanın tekrar iyi görmesi sağlanır.1950 li yıllardan önce ameliyat sonrası hastanın gözüne mercek konmadığı için, hastalar ameliyattan sonra kalın ( yaklaşık + 10 numara ) gözlük kullanmak zorundalar. Bugün ameliyatta hastanın gözüne mercek takılarak ameliyat sonrası çok düşük numaralı camlarla uzak ve yakını net görmesi sağlanmaktadır.

Günümüzde gelişen katarakt cerrahisinde; özel durumlar dışında artık genel veya lokal anestezi uygulanmamaktadır. Hasta ameliyata sadece gözü uyuşturan ve 4-5 kez damlatılan damlalar ile hazırlanır. Hastanın 10-15 dakika sırtüstü sakin bir şekilde yatması gerekir.

Fako ameliyatı gözün saydam tabakasına elmas bıçak ile 2 mm'lik bir kesi yapılarak başlar ve gözün içerisine özel bir jel verilir. Bu jel göz içi dokularını korur.
Kataraktın ön kapsülünden dairesel bir parça çıkartılır. Alttaki sert çekirdek fako adındaki ultrasonik titreşim ile çalışan bir iğne ucu ile öğütülerek parçalanır ve gözün dışına çekilir.

Bu işlemden sonra kapsül ile çekirdek arasındaki yumuşak bölümler ve ön kapsül hücrelerinin temizlenmesi işlemine geçilir. Bu arada 50 mikron inceliğindeki lens kapsülünün zarar görmemesine azami özen gösterilir. Tamamen boşalıp şeffaf bir çanta haline gelmiş olan kapsülün içine yeniden jel doldurulur.
Özel bir enjektör yardımı ile katlanabilir mercek gözün içine yerleştirilir. Daha sonra jel serum ile yıkanarak gözün içerisinden temizlenir. Kesi bölgesine serum verilir, böylece kesi yeri dikiş koymadan kapanmış olur. Ameliyat tamamlanmıştır.

Katarakt tedavi edilmezse ne olur?
•Görme fonksiyonu uzak ve yakında bozulur veya kaybedilir.
•Göz içi basıncında artma gözlenebilir.
•Görme tembelliği gelişebilir.
•Göz içinde üveit denilen enflamasyonlara neden olabilir.
•Gözün görme merkezi ve retina muayenede izlenemediği için göz içindeki problemlerin teşhis ve tedavisi zorlanır.

Katarakt Ameliyatı Ne Zaman Yapılmalıdır?

Görme bulanıklığı hastanın günlük işlerini aksatacak seviyede ( okuma güçlüğü, televizyon izleme güçlüğü, araba kullanmada zorluk) ise katarakt ameliyatı yapılabilir. Ameliyat olmak için kataraktın olgunlaşmasını beklemeye gerek yoktur. Ameliyat kararı hastanın ihtiyaçlarına göre göz hastalıkları uzmanı tarafından belirlenir.

2 .GLOKOM

Glokom, yükselen göz içi basıncının, görme sinirini tahrip etmesiyle ortaya çıkan bir hastalık tablosudur. Hastalığın başlangıç döneminde genelde hastanın şikayeti olmadığı için uzun bir süre içinde görme siniri yıpranmaya uğrar ve bu yıpranma, hasta durumunu fark ettiğinde onarılamaz düzeye gelmiş olabilir. Bu nedenle glokomda erken teşhisin ne kadar önemli olduğu aşikardır.
Erken teşhis için ise, muayene olunması esastır.
.
Glokom Teşhisi

Göz doktoru göz muayenesi sırasında göz içi basıncını ölçer ve görme sinirini değerlendirir. Göz içi basıncı 10-20 mmHg arasında normal olarak kabul edilir.

20 mmHg ve üzerindeki değerler glokom şüphesi olarak ele alınır. Göz içi basıncı yüksekliği ile beraber görme alanı muayenesi sonucunda görme siniri hasarı da tespit edilirse bu durum glokom olarak ele alınır. Her gözün, göz içi basıncına cevabi farklı olabilir. Bazı gözlerde normalin üstündeki göz içi basıncı değerleri görme sinirinde yıpranma oluşturmaz ve hasta sadece glokom şüphesi veya oküler hipertansiyon olarak takibe alınır. Görme sinirinin hasarı bilgisayarlı görme alanı muayenesi ile ortaya çıkar.

Glokomda Tedavi ve Teşhis

Glokom teşhis edildiğinde ömür boyu sürecek bir hastalık olarak ele alınmalıdır. Acil bir durum söz konusu değil ise glokomun başlangıç tedavisi göz damlaları ile yapılır. Göz ilaçları, ye sıvı yapımını azaltarak ye da dışa akimini arttırarak göz içi basıncını düşürür. Göz doktoru sik aralarla göz içi basıncını ölçerek ve bilgisayarlı görme alanı muayenelerini yaparak tedavinin basarisini değerlendirir. Basari sağlanmışsa tedavi ömür boyu sürecektir. 3 ve 6 aylık periyotlarla kontrollerin 6-12 ay arasında da görme alanı incelemelerinin yapılması gereklidir. İlaç tedavisine rağmen görme siniri harabiyetti artmaya devam ediyorsa, ek ilaç tedavisine başlanır. Bu da yeterli sonucu vermezse drenajı arttırmak için cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi sonrasında gerekirse ilaç tedavisine tekrar başlanır.
Unutmayın! Glokom ve Siz
• Glokom tedavisi; sizin ve doktorunuzun birlikte yürüteceği bir tedavidir.
• Unutmayın! Bu sizin görmenizdir, bunu devam ettirmek de sizin sorumluluğunuzdadır.
• İlaç tedavinizi hekiminize danışmadan kesinlikle kesmemeli veya değiştirmemelisiniz.
• Düzenli göz muayenesi ve testleri yaptırmak glokoma bağlı değişiklikleri zamanında yakalayabilmek için şarttır.
• Ayrıca sağlığınızla ilgili diğer problemlerinizi ve göz tedavisinde kullandığınız ilaçlarınızı mutlaka doktorunuza söylemeniz gerekmektedir.

3. ŞAŞILIK

Gözlerin paralel bakmamasına şaşılık denilmektedir. Gözlerin biri düzgün bakarken diğeri içe, dışa, yukarı veya aşağı kayabilir. Kayma sürekli veya gelip geçici şekilde olabilir, sürekli olarak tek gözde olabilir veya dönüşümlü olarak iki göz kayabilir. Şaşılık çocukların %4'ünde gözlenebilir. İleri yaşlarda da ortaya çıkabilir. Kız ve erkeklerde eşit oranlarda rastlanabilir. Kalıtımsal olabilir, fakat şaşılık problemli birçok hastanın hiçbir akrabasında şaşılık gözlenmeyebilir

Görme ve Beyin

Normal (çift taraflı) görmede her iki gözde aynı hedefe yönlenmiştir. Beynin görmeyle ilgili kısmı her iki gözden gelen iki ayrı resmi tek bir üç-boyutlu görüntü haline getirebilir. Şaşılıkta bir göz kaydığı için beyne 2 değişik resim gelir. Çocuk beyni kayan gözden gelen görüntüyü dikkate almamayı öğrenir. Bu da derinlik hissinin kaybolmasına ve o gözde tembelliğin (az görmenin) gelişmesine neden olur. Şaşılık erişkinde gelişirse, beyin her iki gözden de gelen görüntüleri algılamayı öğrenmiş olduğundan, kayan gözden gelen görüntüyü ihmal edemez ve çift görme şikayeti ortaya çıkar.

Şaşılık Sebep ve Belirtileri

Gözün hareketlerini göz küresini saran 6 kas sağlar. Her gözde iki kas gözü içe ve dışa çekerken, diğer 4 kas gözün yukarı, aşağı ve dönme hareketlerini sağlar. Her iki gözün hedefe düzgün bakabilmesi için, bir gözdeki tüm kasların diğer gözde ayni işi yapan kaslarla dengede olması ve birlikte çalışması gereklidir.

Beyin, göz kaslarının hareketlerini kontrol eder. Beyninde organik problemi olan çocuklarda genellikle şaşılığa rastlanır. Katarakt yada göz yaralanması gibi bir gözde görmeyi çok azaltan durumlarda da uzun süre sonra şaşılık gelişebilir. Şaşılığın en önemli belirtisi gözde kaymadır. Kayma parlak bir gün ışığında ortaya çıkabilir. Bazen de çocuğun gözlerini düzgün tutabilmek için kendisine bir baş pozisyonu geliştirdiği gözlenir. Derinlik hissinin kaybı şikayet olarak karşımıza çıkabilir. Erişkinlerde gelişen şaşılıkta en sık çift görme şikayetine rastlanır.

Teşhis

Çocuklar yeni doğDuğunda ve okul öncesi çağlarında çocuk doktoru ve göz doktorları tarafından olası göz sorunları açısından muayene edilmelidir. Özellikle ailede şaşılık veya görme tembelliği hikayesi varsa, bu muayene çok daha önem kazanır. Bebeklerde çoğunlukla kayıyormuş gibi görünen göz (yalancı şaşılık ) ile gerçek şaşılık arasında ayırım yapabilmek zordur. Yalancı içe şaşılık , basık burun kökü olan ve göz kapaklarının iç kısmında deri kalıntıları (epikantal kalıntılar) olan çocuklarda veya iki göz arası mesafesinin dar ve gözlerin derinde olduğu durumlarda, yana bakış pozisyonlarında gözlerin içe kaydığından şüphelenilen durumdur. Çocuk büyüdükçe burun kökü gelişir, büyür, deri kıvrımları gerilir ve normal görünüm kazanır. İki göz arasındaki mesafenin fazla olması veya gözlerin öne çıkık olması da yalancı dışa şaşılık sebebidir. En sık rastlanan şaşılık tipleri İÇE KAYMA ve DIŞA KAYMA' dır.

İçe Kayma

Çocuklarda en sık gözlenen şaşılık tipidir. doğumdan sonraki 6 aya kadar çıkan şekline infantil tip denir ve ameliyatının 1 yaşına kadar yapılması önerilir. İçe kaymalar genellikle hipermetropiyle birlikte görülür. Hipermetroplar uzaktaki cisimleri iyi görebilmek için uyum yaparlar. Uyum gözleri içe çeker. Hipermetropinin gözlükle tam düzeltilebilmesi sonucu, şaşılık tam düzelebilir. Bu akomodatif tip içe şaşılıktır. Bu tip şaşılıkta çocuk büyüdükçe Hipermetropik gözlük numarası azaltılarak, şaşılık kontrol edilir ve ameliyata gerek duyulmaz.

Bazı durumlarda ise hipermetrop inin tam düzeltilebilmesine rağmen, belirgin bir şaşılık kalabilir. Bu kısmi akomodatif tiptir. Şaşiliğin gözlükle düzeltilmeyen kısmi ameliyatla düzeltilir. Hipermetropiyle ve akomodasyona bağlı olmayan tipteki içe şaşılıklarda tedavi yalnızca cerrahidir. İçe şaşılıkla ameliyat gereksinimi varsa, cerrahi en kısa sürede planlanır. İçe şaşılığın temel cerrahi prensibi, gözü içeri çeken kasın göze yapışma yerinden geriletilerek etkisinin zayıflatılması ve/veya gözü dışa çeken kasın kısaltılarak etkisinin kuvvetlendirilmesi şeklindedir.

Dışa Kayma

Ara sıra ortaya çıkan ve devamlı olan tipleri vardır. Ara sıra dışa kayma görünen şekli iki tiptir. yakına bakarken normal çift taraflı görmenin olduğu, uzağa bakarken ise gözlerden birinin dışarı kaydığı tipe diverjans fazlalığı denir. Konverjans yetmezliği denilen diğer tipinde ise uzağa bakış normal iken, yakına bakışta gözler dışarı kayar. Bu tip dışa şaşılıklarda öncelikle miyop ve astigmatizme tam düzeltilir. Ortoptik (göz kaslarını çalıştırıcı) tedavi ve prizmalardan yararlanılır. Son çare cerrahidir. Hem yakına hem de uzağa bakarken görülen devamlı dışa kaymalarda da ayni tedavi yöntemleri geçerlidir. dışa kaymada cerrahi içe şaşılıkların tam tersine olarak, gözü dışa çeken kasın yapışma yerinin geriletilerek zayıflatılması ve içe çeken kasın kısaltılarak kuvvetlendirilmesi prensibine dayanır.

Şaşılık Ameliyatı

Genellikle genel anestezi altında yapılır. Bazı erişkinlerde lokal anestezi de uygun olabilir. Ameliyat sadece göz küresini saran dokunun kaldırılması ve gözü hareket ettiren kaslara ulaşılması ile başlar. Ameliyat sonrası iyileşme hızlıdır. Birkaç gün içinde normal yaşama dönülür. Ameliyat sonrası gözlük veya prizma gerekebilir.. şaşılıkta, erken ameliyat çok önemlidir. Çünkü bebeklerde gözlerin kayması düzeldikten sonra normal görme ve çift gözle derinlik hissi rahat gelişir. çocuk büyüdükçe görme ve derinlik hissinin tam gelişmesi mümkün olmasa da, şaşılık ortadan kaldırılınca çevre (periler) görmede artma olabilir. Şaşılık cerrahisi, gözleri normal paralel konumlarına getirmek için yapılır. Şaşılık ameliyatı hiçbir şekilde gözlük kullanımı ve görme tembelliği tedavisinin alternatifi değildir. Ameliyat öncesinde kullanılan gözlük ve uygulanan görme tembelliği tedavisine, ameliyat sonrasında da aynı şekilde devam edilir.
4.GÖZ KAPAĞI HASTALIKLARI

Göz kapağı hastalıkları çok basit görünmekle birlikte tedavi edilmediği zaman ciddi problemlere neden olabilmektedir.

Şalazyon

Göz kapağında ki salgı bezlerinin iltihaplanmasıdır. Göz kapağında ağrı, kızarıklık ve şişlik meydana getirir. Erken dönemde tedavi edilmez ise bu sislikler kalıcı kistlere dönüşebilir. İlk basta ilaç tedavisi, daha ileri safhalarda kist içine enjeksiyon, bunların yeterli olmadığı durumlarda ise cerrahi olarak kistin alınması işlemi yapılır.

Arpacık

Genellikle şalazyon ile birbirine karıştırılır. Kirpik dibinde bulunan foliküllerin iltihaplanmasıdır.
Göz kapağı kenarında kızarıklık , hassasiyet ve sişlik oluşur. Sıcak kompres ve ilaç tedavisi uygulanmaktadır.

Blefarit

Kirpik dibinde rastlanan enfeksiyondur. Genellikle batma hissi ve göz kapağında ağrı yaparlar. Kapaklarda şişme, kızarıklık olabilir. Tedavi edilmez ise konjenktival ve korneal enfeksiyonlara neden olabilir. Tedavisinde göz kapaklarının temizliği yapılır, antibiyotikli ilaç tedavisi uygulanır. Genellikle gözyası kalitesinde düşme olduğu için suni gözyası damlaları da verilir.

Entropion

Genel bir tanımlama ile kirpiklerin ve kapağın içe dönmesi denebilir. Kapakların ters dönmesi nedeni ile korneal iritasyonlar olabilir. Tedavide zaman kazanmak için ilaç tedavisi uygulanabilirse de asıl tedavi cerrahidir.

Ektropion

Göz kapağının dışa dönmesidir ki bu durum sulanma ile beraberdir. Değişik nedenleri olsa da çözüm cerrahi tedavidir.

Ptozis

Göz kapaklarının düşmesidir. Konjenital (doğumsal) olanlar büyük bir bölümünü yapsa da çoğu travma ve yaşlılık gibi faktörler nedeni ile tutucu dokuların (aponuroz) ayrılması nedeni ile ortaya çıkar. Sistemim hastalıklar, yüz felçleri sonrasında da görülebilir. Tedavisi cerrahidir. Ptozis sistemim bir hastalığın belirtisi olabileceği için genel vücut taramalarının da dikkatli yapılması gerekmektedir. Çocuklarda göz tembelliğine neden olabileceği için mümkün olan en erken dönemde tedavi edilmelidir.

5.GÖZ YAŞI KANALI HASTALIKLARI

Göz yaşı gözün dış yanında bulunan göz yaşı bezi ve kapaktaki yardımcı salgı bezleri tarafından üretilir. Göz yaşının görevi gözün saydam tabakası olan korneanın üzerini örterek düzgün bir yüzey oluşturması, korneanın oksijenlenmesi ve beslenmesi ile yabancı madde ve mikropların gözden uzaklaştırılmasının sağlanmasıdır.

Kuru Göz

Göz yaşı ile ilgili en önemli ve en çok karşılaşılan sorundur. Özellikle ileri yaşlarda bazı sistemik hastalıklarda ve yine devamlı göz damlası kullanılması sonucu sıklıkla karşılaşılır. Hava ve ortam şartları da bazen sebebiyet vermektedir. Tedavide öncelikle suni gözyası damlaları kullanılır ve sorunu ortadan kaldırıcı tedaviler yapılır. Ortam şartları düzenlenir(kalorifer üzerine ıslak bir havlu konulması, rüzgarlı havalarda güneş gözlüğü takılması gibi).

Gözyası Kanal Darlıkları ve Tıkanıklıkları

Gözyaşı kanalının tıkanık ve darlıklarında yeterli miktarda göz yaşı gözden atılmadığı için mutlaka sulanma mevcuttur. Öncelikle kanalın dar veya tıkalı olup olmadığı tespit edilir. Darlık varsa küçük bir müdahale ile genellikle açılmaktadır. Eğer tıkanıklık varsa cerrahi olarak tedavi yapılmaktadır. Özellikle çocuklarda gözde sulanma ve sık enfeksiyon ile belirti verir. İlk planda mutlaka ilaç tedavisi ve gözyaşı kanalının daha aktif çalışması için masaj önerilir.

Görme Tembelliği

Çocuklukta düzgün bakan ve yüksek kırma veya organik bozukluğu olmayan gözlerin her ikisinde de iyi görme gelişir. şaşılıkta gözlerden birinin kayması sonucu, kayan gözde görme tembelliği oluşur. Yine iki göz arasında numara farklılıkları (özellikle hipermetrop ide) tembellik nedenleri arasındadır. Her iki gözün yüksek hipermetrop olması bir diğer nedendir. Bir gözün diğerinden az görmesi neden olan bir organik durum varlığı (katarakt) yine tembellik nedenidir. Beyin, daha iyi gören gözün görüntüsünü algılayıp az göreninkini ihmal eder. Böylelikle ihmal edilen göz tam görmeyi öğrenemez ve göz tembelliği gelişir. Eğer tembellik çok küçük yaslarda (7-8 yasına kadar) tespit edilirse tedavisi genellikle mümkündür. Tedavide geç kalınırsa, görme tembelliği süreklilik kazanır. erişkinde görme tembelliğinin tedavisi günümüz şartlarında mümkün değildir.

6. AKILLI LENS

Akıllı lens nedir?

Geçmişte, katarakt hastalarının tedavisinde doğal lens çıkarılarak yerine yakın ya da uzağı net görmek için tasarlanan monofokal yani tek odaklı lenslerden birisi kullanılmaktaydı. Bu durumda tedaviden sonra hastaların gözlük kullanması zorunlu hale gelmekteydi. Günümüzde multifokal yani çok odaklı göz içi lensler tek odaklı lenslerin yerini almaya başladı. Çünkü bu lensler görüş bozukluklarını her açıdan düzeltmeye izin vererek görüşü mümkün olduğu kadar doğal hale getirmektedir.
Çok odaklı lensler, iki ya da üç odaklı olmak üzere iki farklı şekilde tasarlanmıştır. Akıllı lens olarak bilinen trifokal lensler, üç odaklı lenslere verilen isimdir. Hastaların göz tedavisinde akıllı lens kullanıldığında tedavi sonrası gözlük kullanma gereksinimi olmaz. Bu kişiler gözlüksüz olarak kitap okuyabilir ya da uzaktaki yazıları rahatlıkla görebilirler. Trifokal lensler, günümüzün en gelişmiş göz içi lens teknolojisidir. Yakın, orta ve uzak mesafeler için kesintisiz ve net bir görüş sağladığı için hayat kalitesini olumlu yönde etkiler.

Akıllı lens kullanım alanları

Akıllı lensler, göz içindeki doğal merceğin çeşitli nedenlerle berraklığını yitirmesi ya da fonksiyonel çalışamaması durumunda kullanılmaktadır. En önemli kullanım alanı katarakt rahatsızlığıdır. Katarakt tedavisi berraklığını kaybetmiş göz lensinin kapsülünden çıkarılarak yerine suni lens takılması prensibine dayanır.
Akıllı lenslerin çalışma prensibi

Akıllı lensler göze yakın, orta ve uzak mesafelerden giren ışığı kırar ve retinadaki tek bir odak noktasına odaklayarak çalışır. Bu da tek bir lensle yakın, orta ve uzak mesafedeki objelere eş zamanlı odaklanmayı olanaklı kılar. Bu modern ve akıllı lens tipleri gözlük veya kontakt lens ihtiyacını azaltır veya tamamen ortadan kaldırabilir. Tıpkı reçeteli gözlüklerde olduğu gibi trifokal lensler de size mümkün olan en iyi görüşü sağlamak için kişisel ihtiyaçlarınıza göre ayarlanacaktır.

7.Diabetik Retinopati

Şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedeni DİABETİK RETİNOPATİ'dir.

Diabet, İnsülin salınımı veya İnsülün etkisinin yetersizliği sonucu kan şekerinin artmasıyla kendini gösteren metabolik bir hastalıktır. Uzun süreli kan şekeri yüksekliği özellikle böbrek, kalp, sinirler ve gözü etkilemektedir. Diabet, gözün özellikle sinir tabakasını ( retina veya ağ tabaka ) ve bu tabakadaki kılcal damarları etkileyerek çalışmasını bozmakta ve görme kayıplarına yol açmaktadır. Şeker hastalığına bağlı retina bozukluklarına Retinopati adı verilmektedir. Diabetik Retinopatinin meydana gelmesinde rol oynayan risk faktörlerinin başında şeker hastalığının süresi gemektedir. Özellikle hasalığın başından itibaren 10 yıllık süreden sonra Retinopati görülme sıklığı artmaktadır. Tip 1 veya İnsüline bağımlı genç Diyabetiklerde ergenlik çağından sonra Retinopati görülme sıklığı yaş ile ilgili olarak artmaktadır. Kan şekeri kontrolü önemli bir faktördür. Kan şekerinin düzensiz seyretmesi ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri Retinanın bozulmasını, hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır.
Gebelik, Hiper Tansiyon, Kan Yağlarının yüksekliği, Böbrek hastalığı Retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozmakta, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı birikimine, beraberinde yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Retinada kendiliğinden kanayabilen yeni damarlar oluşur. Retinanın önünde ve içinde oluşan kanamalar gözün arka boşluğuna sızabilir. Retinada damarlı zarlar oluşur ve sonuçta ciddi görme kayıpları, ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olur.
Şeker hastalarında, gençlerde bluğ çağından itibaren, 30 yaşından sonra ortaya çıkan bireylerde teşhis konulduğunda mutlaka göz muayenesi yapılmalı, retina normal ise yılda bir kez muayene tekrarlanmalıdır. Retinopati başladığında takip süresi 3-4 aylık sürelere indirilmelidir. Diabetik Retinopatide ortaya çıkan bozuklukların tedavisinde günümüzde kullanılan tek tedavi yöntemi lazerfotokoagulasyon dur. Bu tedavi uygun zamanda ve uygun şekilde uygulandıgı takdirde şeker hastalığına bağlı ciddi görme kayıplarını önlemenin tek yoludur. Ayrıca hastaların, kan şekerini düzenli kontrolü, hipertansiyon ve kan yağlarının yüksekliğinin tedavisi konusunda uyarılmasının görmenin korunması açısından çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

Gebelik, şeker hastalığına bağlı retina bozukluklarını artırır ve gebelik süresince göz muayenelerinin düzenli olarak yapılması gerekir. Şeker hastalarında sık olarak katarakt meydana gelmektedir. Katarakt ameliyatı sonuçları normal kişilere göre beklenen iyi sonuçları vermeyebilir, bazen Retinopati ameliyattan sonra KÖTÜLEŞEBİLİR. BU nedenle şeker hastalarında katarakt ameliyatında acele edilmemeli retina görebiliryorsa laser tedavisi tamamlandıktan sonra ameliyat yapılmalı, ileri kataraktlı hastalarda ise ameliyattan hemen sonra uygun laser tedavisi yapılmalı ve hastalar sıkı olarak izlenmelidir. Şeker hastalarında ortaya çıkan laser tedavisine rağmen devam eden maküla (=sarı nokta) ödeminde göz içine kortizon (=intravitreal triamcinolon enjeksiyonu ) verilebilir Diabetik retinopatinin ileri evrelerinde geçmeyen göz içi kanamaları, retinada oluşan zarlar ve buna bağlı retinaayrılmalarında vitrektomi adı verilen ameliyatlar yapılabilir.
Tüm bunların yanı sıra diğer önemli bir nokta da şeker hastalarının yaptıracağı göz muayenesi detaylı bir retina incelemeden geçmesidir. Bu incelemede hastanemizde en ileri teşhis ve tedavi cihazları kullanılır.

Teşhis yöntemleri

FFA(Fundus Florecein Angiography)
Hastaya damar yoluna florecein adlı ilaç zerk edilir. Birkaç dakika içerisinde bu ilaç dolaşım yoluyla retinada damarlara ulaşır ve bu sırada hekim Anjio cihazı ile retinanın fotoğraflarını çeker. Damarlarda kan sızıntısı olup olmadığını tespit eder ve neticeye göre hastanın tedavi şeklini belirler..

Argon Lazer

Hastaya yapılan detaylı retina incelemesi sonucu, şeker hastalığı dolayısıyla sonradan oluşmuş ve kan sızdıran damarlar erken teşhis edilmiş ise bu damarlar Argon Lazer yapılarak kurutulur ve kanama durdurulur. Yenilerinin oluşumu önlenir. Argon Lazer tedavisi bu gibi durumlarda mevcut görmeyi muhafaza etmeye yöneliktir. Argon Lazer aynı zamanda retina yırtıklarının tedavisinde de kullanılır. Şeker hastalarında Diabetik retinopatinin ileri dönemlerinde büyük göz içi (vitreous) kanamaları görülebilir. Bu durum daha çok Argon Lazer tedavisine geç kalındığında ortaya çıkar. Uzun süre devam eden, görmeyi azaltan ve nüks eden göz içi kanamalarında hastanın görmesi ancak VİTREKTOMİ ameliyatı ile yeniden kazanılabilir.
GÖZ TETKİKLERİ

Görme Alanı

Görme alanı, göz tam karşıdaki sabit bir noktaya bakarken, gözün bu noktanın çevresinde görebildiği alandır. Görme alanını ölçmeye ve değerlendirmeye Görme Alanı Testi denir. Glokom hastalığının saptanmasında ve takibinde çok önemlidir. Ayrıca retina, orbita tümörleri, beyindeki tümörler, migren, tiroidi gibi rahatsızlıkların takibinde de kullanılır. Görme alanı testi yapılırken yakın gözlüğünü kullanması istenir.
OCT (Optik Koherens Tomografi)
OCT, düşük enerjili lazer ışınları kullanılarak gözün retina tabakasının ve görme sinirinin kesit kesit yüksek çözünürlükte taranmasıdır. Retina, Maküla (Sarı nokta) ve glokom hastalıklarının tanı ve tedavi değerlendirilmesi yüksek teknoloji gerektirmektedir.
OCT'nin Avantajları Nedir?
• OCT tamamen zararsız bir tanı yöntemidir. Radyasyon yaymaz.
• Hastanın gözüne dokunulmadan 2-3 dakika içerisinde kolayca uygulanabilmektedir.
• Göz Anjiosundaki gibi damardan herhangi bir ilaç uygulamasına gerek yoktur.
• OCT ile retina kalınlık ölçümleri yapılabilmekte, özellikle diyabette ve ameliyat sonrası oluşabilecek maküla ödemi değerlendirilmektedir.
• Retina hastalıkları dışında görme siniri liflerinin kalınlık ölçümleri yapılarak glokom tanı ve izleminde göz hekimine yardımcı olur.
 
Glokomda (Göz Tansiyonu) OCT'nin Yeri Nedir ?

Oct de görme sinir liflerinde incelemenin görülmesi glokomun ilerlediğini bize düşündürmektedir. Glokom takibinde standart olarak kullanılan görme alanı testlerinde sinir liflerinin %50 si hasar gördükten sonra tanı konabilir. OCT ile çok erken dönemde glokom tanısı konup tedavi planlanarak görme siniri hasarı önlenebilir.
 
Diyabet ve Sarı Nokta Hastalığında OCT'nin Faydaları Nedir?

OCT ile retina ve sarı nokta hastalığının tanı ve izleminde tedavi protokollerinin düzenlenmesine olanak tanır. Diyabet ve retina damar tıkanıklıklarındaki maküla ödemi, kalınlık haritaları çıkartılarak mikron düzeyinde OCT ile ölçüle-bilmektedir. OCT retinanın kanamaları yeni damar oluşumlarında, retina içi sıvı birikimlerinde kistoidmaküler ödemde, maküladeliklerinde , epiretinalmembranlarda ve retina katmanlarında incelmeye yol açan retinitispigmentosa (tavuk karası) hastalığında önemi büyüktür. Ayrıca octnin özel bilgisayar programı sayesinde MS (Multıple Skleroz) ve Alzheimer hastalığının tedavisinin düzenlenmesinde önemli bilgiler vermektedir. Kliniğimizde kendi sınıfında en yüksek teknolojiyi kullanan HEIDELBERG SPECTRALIS OCT’nin birçok üstün özellikleri vardır. Çift ışınlı konfokal lazer kullanılarak tam aynı noktadan otomatik tekrar tarama yapılabilmesiyle, hasta kontrolleri daha sağlıklı yapılabilmektedir. Aktif göz takip sistemi teknolojisi ile hasta gözünü oynatsa bile ayrıntılı ve doğru görüntüler alınabilmektedir. Glokom ve retina hastalıklarının tanı ve izleminde 1 mikron hata payıyla ölçüm yapabilmektedir. Arka kutup analiz programıyla maküla gangliyon hücre kalınlığını ölçerek erken dönemde glokom tanısı konulabilmektedir. Günümüz göz kliniklerinde retina ve glokom hastalıklarının erken tanısında OCT artık vazgeçilmez bir teknoloji olmuştur. Kliniğimiz Retina Glokom Biriminde kendi sınıfında en yüksek teknolojiyi kullanan HEIDELBERG SPECTRALIS OCT kullanılmaktadır.

Schirmer Testi

Schirmer testi gözlerinizin gözyaşı üretme hızını değerlendirmek için kullanılır.

Schirmer testi en çok göz kuruluğunu teşhis etmek için kullanılır. Göz kuruluğu ise gözyaşı bezleri, gözleri nemli ve sağlıklı tutacak kadar gözyaşı üretemediğinde ortaya çıkar.

Schirmer testinin sonuçları, gözlerinizin çok fazla veya az gözyaşı üretiyor olup olmadığını belirlemenize yardımcı olabilir. Göz, kararlı bir nem seviyesini korur ve göz yaşları üretmek suretiyle yabancı cisimleri yok eder. Gözleriniz çok kuru ya da ıslak olduğunda, doktorunuz Schirmer testini yapabilir. Schirmer’ın testi şu şekilde de bilinir
• Göz kuruluğu testi
• Gözyaşı testi
• Yırtılma testi

Bazal sekresyon testi Schirmer testi öncelikle göz kuruluğu sendromunu teşhis etmek için kullanılır. Bu gözyaşı bezleri gözleri nemli tutacak kadar gözyaşı üretemediğinde ortaya çıkan bir durumdur. Sonuç olarak, gözler tozu ve diğer tahriş edici maddeleri atamaz. Bu, gözlerde yanma ve kızarıklığa neden olur. Bulanık görme, kuru göz sendromunun bir başka yaygın belirtisidir. Göz kuruluğu geliştirme olasılığı yaşla birlikte artar. Durum 50 yaş ve üstündeki insanlarda sıkça rastlanır. Çoğunluğu kadınlar olmak üzere erkeklerde de görülür.

Göz Poliklinik
Psikiyatri Poliklinik

"Hayatta sahip olduğunuz en önemli şey sağlıktır!"

2007'den bugüne sizlerleyiz...

Bize Ulaşın

Kültür Mah. 718 . Sok. No: 22/5
(Yunus Market Arkası)
Merkez / DÜZCE, PK 81010

0380 524 50 54

Çalışma Saatleri
  • Pazartesi-Cuma : 08:00-17:30
  • Cumartesi : 08:00-17:30
  • Pazar : Sadece Acil Çağrı